7 Aralık 2012 Cuma

Haftanın Gündemi (2-9 Aralık 2012)

Politik Gündem 


- 6.12.2012 TÜSİAD'ın ABD Ziyareti

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner başkanlığındaki TÜSİAD heyeti, 4-5 Aralık 2012 tarihlerinde ABD’de bir dizi temas gerçekleştirdi. Temaslar çerçevesinde Türkiye ile ABD arasındaki "stratejik ortaklık" unsurlarının yanısıra ikili ekonomik ilişkiler de ele alındı. Heyet, öncelikli olarak ABD’nin hükümet çevrelerine yakın düşünce kuruluşlarından Brookings Enstitüsü ile oluşturulan ve 2013 yılında başlayacak olan “TÜSİAD Türk-Amerikan Forumu” çerçevesinde bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda, ABD-Türkiye arasındaki "stratejik ortaklığın geleceği" ele alındı. TÜSİAD heyeti ABD ziyareti kapsamında Cumhuriyetçi ve Demokrat Parti milletvekilleri ile biraraya geldi. German Marshall Fund (GMF) ve Dış İlişkiler Komitesi ile görüşen heyet, ABD Dışişleri Bakanı Vekili Jose Fernandez’i de ziyaret etti. Ümit Boyner başkanlığındaki TÜSİAD heyeti, Washington'daki temaslarının ardından TÜSİAD'ın Washington Temsilciliği'nde bir basın toplantısı düzenledi. 

Boyner: "Türkiye'ye rağmen bir şeylerin olamayacağını ABD biliyor"

ABD başkanlık seçimlerinden sonra Türk-Amerikan ilişkilerinin yönüne dair izlenimler almanın kendileri için önemli olduğunu dile getiren Boyner, şunları söyledi: 'TÜSİAD olarak Türkiye'nin batı dünyasına sivil sesiyiz, o nedenle Washington'ın yeni dönemde nasıl bir çizgi izleyeceğini öğrenmek istedik. ABD'nin önceliğinin ekonomik konularda olduğu görünüyor, örneğin mali uçurum ABD'nin gündeminde. Asya'ya yönelim de Obama'nın gündeminde. Ama şunun altını çizmeye çalıştık: Özellikle Arap Baharı'ndan sonra bizim bölgemizde yaşanan sorunlar karşısında, ABD'nin çok da kolay Ortadoğu'yu tamamen bir kenara iterek tüm dış politika gayretlerini Asya'ya yöneltmesi ne kadar gerçekçi olabilecek bilmiyorum ama şunu da gördük, bölgedeki ortam Amerika için hala öncelik konusu. Türkiye'nin de stratejik ortaktan model ortak konumuna çıkması Türkiye'nin önemini burada ortaya koyuyor. Bu dönemde tüm bu gelişmeler ışığında, Türkiye'ye rağmen bir şeylerin olamayacağını ABD biliyor. Türkiye'nin ABD'nin limitlerini görmesi önemli ama ABD de Türkiye'nin önceliklerini dinlemek ve değerlendirmek zorunda''. 
         
"Türkiye'nin İran konusunda arabuluculuk görevi çok önemli"

Boyner, dış politikada genel olarak Suriye ve İran konularının gündemde olduğunu belirterek, ABD'nin, Suriye ve İran meselelerinde Türkiye ile sürekli koordinasyon içinde olmak istediğini gördüklerini ve yetkililerin, kendilerine, bu konularda Türk hükümetiyle koordinasyon sürdürdükleri ve çok yakın çalıştıklarını belirttiklerini kaydetti. Boyner, ''Bu sorunlara çözüm üretirken Türkiye'nin çözümün bir parçası olması gerektiği konusunda sanırım karşılıklı anlayışı burada görme imkanı bulduk'' dedi. Bir soru üzerine, ''Türkiye'nin İran ile enerji alışverişi nedeniyle yaptığı ödemeleri ile ABD'de bu konudaki yaptırımlarla ilgili yeni düzenlemelerin yapılacağına dair konuların gündeme geldiğini'' belirten Boyner, ''Biz de TÜSİAD olarak Türkiye'nin, gerçekten İran ile ilişkisi açısından farklı konumda görülmesi gerektiğinin altını çizdik. Neticede, enerji konusunda tek bir ülkeye bağlı hale gelemeyiz. Bu hassasiyeti bir ölçüde görüyorlar diye düşünüyorum'' dedi. Diğer taraftan ABD ile Türkiye arasındaki ekonomik gelişmelerin de programlarında yer aldığını belirten Boyner, ikili ticaret dengesinin Türkiye aleyhine devam ettiğini ifade ederek, bu konularda yapılabileceklerin gündeme geldiğini söyledi. Boyner, ''ABD'nin Türkiye ile ekonomik ilişkileri geliştirme adına da ciddi bir gayreti var. Burada görüştüğümüz neredeyse her temsilciyle bu konu öncelikli olarak gündeme geldi'' dedi. - Anadilde savunma 2013'e kaldı. Meclis'te gazetecilerin sorularını yanıtlayan AKP Grup Başkanvekili Canikli, anadilde savunma hakkı getiren düzenlemenin ne zaman görüşüleceğine ilişkin bir soru üzerine, "Anadilde savunma yılbaşı sonrasına kaldı. Şimdi sıkıştırmayalım. Meclis biraz rahatlasın dedik" şeklinde yanıt verdi. Canikli, dokunulmazlıklara ilişkin olarak "Nasıl objektif kriterler bulabiliriz, çalışmaları devam ediyor. Yılbaşından sonra hız kazanır. Bunun anadilde savunma düzenlemesiyle ilgisi yok. O kendi sürecinde yürüyor. Aralarında bir bağ yok" dedi. 

Sınıf Gündemi'nin yorumu: İşbirlikçi-tekelci sermaye "model ortaklık", "bölgede ona rağmen iş yapılamaz bir güç olmak", "bir üst lige sıçramak" gibi söylemleriyle stratejik uşaklıktan model uşaklığa yükselerek emperyalist ülkeler ligine sıçrama özlemlerini dile getirmektedir. Tekelci patronlar kulübü özellikle ABD emperyalizminin stratejik yönelimlerini yakından takip etmekte, bölgedeki önde gelen diğer ABD taşeronu devletlerle rekabet halinde en iyi ve etkili taşeron haline gelerek bu amacına ulaşmaya çalışmaktadır. TÜSİAD'ın son ABD ziyaretinden sonra yapılan yukarıdaki açıklamalar TC'nin "Büyük Ortadoğu ve Kuzey Afrika"da maceracı girişimlerinin, büyük ağabey rolüne soyunma çabalarının sadece mevcut hükümetin ideolojik eğilimlerinden kaynaklandığını zanneden çevreler fena halde yanıldıklarını kanıtlamaktadır.

-  Kılıçdaroğlu: Köşk'e Erdoğan ve Gül aday olursa, Gül'ü destekleriz. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bir tv kanalında kendisine yöneltilen "İki aday olması durumunda Gül'e destek verir misiniz?" sorusuna şu yanıtı verdi: "Eğer sadece iki aday olursa koşullarda sadece iki ismi öne çıkmak durumunda kalırsa bakarız neden olmasın."

Patriotlar için binin üzerinde NATO askeri geliyor. Almanya ile Hollanda'dan 4 Patriot kesinleşti. ABD'den de en az 2 Patriot bekleniyor. Bataryalardan 3'ü Adana, Malatya ve Diyarbakır'a kurulacak. Patriot başına bin asker gelmesi bekleniyor.

Komuta NATO'da olacak. * Bir Patriot füzesinin etki alanı, 25 kilometre çapında bir daireyi kapsıyor. Her bir Patriot'ı opere etmek için 70-80 personel gerekiyor. * Patriot füzeleri ortak savunmanın bir parçası olacağı için komutayı da NATO yürütecek. "Butona basma yetkisi" Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Komutanı'nda (SACEUR) olacak. Sistemlerin hangi hallerde kullanılacağıyla ilgili angajman kurallarının belirlenmesinde Ankara'nın söz hakkı olacak. * Patriot sistemleri ileri teknolojiyle çalıştığından angajman kurallarına bağlı olarak füzelerin olası bir tehdit halinde ateşlenmesi otomatik ya da yarı otomatik olarak sağlanabiliyor. * Sisteme önceden yüklenen angajman kurallarına bağlı olarak füzeler ya bilgisayar tarafından otomatik olarak ateşleniyor ya da sistemde görevli NATO subayı emri veriyor. 

Oğullarını arayan babaya 'Neden dava açtın' cezası. Oğulları Ayhan ve Ali gözaltında kaybedildiği gerekçesiyle İçişleri Bakanlığı aleyhine tazminat davası açan Osman Efeoğlu çıkan kararla şaşkına döndü. Yıldız Teknik Üniversitesi Harita Mühendisliği’nde okuyan Ayhan ve İTÜ İnşaat Mühendisliği’nde okuyan Ali Efeoğlu kardeşler, 1992 ve 1994’te, iddiaya göre, gözaltına alındıktan sonra kaybedildi. Eski Özel Harekâtçı Ayhan Çarkın’ın, geçen yıl sorgusunda, “Ayhan Efeoğlu, işkencede öldürüldü, Silivri’deki bir araziye gömüldü” demesinin ardından, emekli astsubay olan babaları Osman Efeoğlu, Bursa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde İçişleri Bakanlığı’na tazminat davası açtı. Dava devam ederken, Anayasa Mahkemesi 16 Aralık 2011’de idare hakkında açılan davaların asliye hukuk mahkemelerinde görülebileceğine ilişkin yasayı iptal etti.Kararın ardından, bu mahkemelerde devlet aleyhine açılmış onlarca davayla birlikte Efeoğlu davasında da 23 Mayıs 2012’de ‘görevsizlik kararı’ verildi ve bakanlık avukatının 1.250 TL’lik ücreti, Ayhan ve Ali Efeoğlu’nun babasına kesildi. 

9.12.2012 Polis Hastanede Nebiha Aracı’nın Sahiplenilmesine Tahammül Edemedi. Ferhat Gerçek’in felç kalmasının sorumlusu polislerin bulunduğu Bahçelievler Karakolu’na yönelik eylemin şüphelisi olarak yaralı yakalanan Nebiha Aracı 9 Aralık günü Okmeydanı SSK Hastanesi’ne getirildi. Aracı’yı sahiplenmek için TAYAD’lı Aileler de hastaneye gittiler. Hastane içerisinde bekleme sırasında, polisler hiç bir gerekçe göstermekden, saldırarak hastane içinde gözaltına aldı. Orada bulunan avukatlar insanların sadece beklediğini, her hangi bir şey yapmadığını belirtmesi üzerine, polis; “teröristi sahipleniyorlar, teröristi sahiplenen herkesi alacağız” cevabını verdi. Aileler polise, “Sadece bekliyoruz. Gözaltına aldığınıza işkence mi yapacaksınız, bilmiyoruz. O yüzden buradayız. Nedir bu kadar korkunuz?” diyerek tepki gösterdiler. Ailelerin ve avukatların bu uygulamanın hukuksuz olmasını belirtmelerine rağmen, polis hukuksuzluğunu sürdürerek, hastane önünde bulunan TAYAD’lılar: Ünzile Aras, Sadık Karaaslan, Sezai Demirtaş, Suat Hatırnaz, Adil Kaya, Halime Keçeli, Özgür ... ve İbrahin Acar’ı gözaltına aldı. Bununla da yetinmeyerek avukatlara da saldırdı ve hukuk fakültesi üçüncü sınıf öğrencisi Selma Kasacı’yı ve Avukat Günay Dağ’ı gözaltına aldı. Daha sonra Avukat Günay Dağ’ı arabadan indirip, serbest bıraktılar. kaynak: halkinsesi.tv

- 8.12. 2012 - Batman, Mardin, Siirt'te "KCK" baskınları; Siirt Belediye Başkanı Sadak dahil en az 73 kişi gözaltında. Özellikle Mardin'de gözaltına alınmayan BDP yöneticisi neredeyse kalmadı.

- Asker intiharlarından sonra polis intiharları da gündeme geldi. TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nun CHP’li Üyesi Levent Gök’ün çalışmasına göre, son 12 yılda intihar eden polis sayısı 600.

Fabrikalardan, Direnişlerden 

- 3.12.2012 Darkmen işçilerine polis saldırısı protesto edildi. Darkmen, Hey, Kiğılı ve Bedaş işçileri her hafta gerçekleştirdikleri ortak eylemde bu hafta Darkmen işçilerine yapılan polis saldırısını protesto etti. Önceki gün akşam saatlerinde İstanbul'da Taksim Tramvay Durağı'nda toplanan işçiler buradan pankartlarını açarak sloganlarla Galatasaray Lisesi'ne yürüdüler. Gün içinde gözaltına alınan Darkmen işçileriyse eyleme Demirören AVM önünde katılabildiler. Darkmen işçilerinin gelişi coşkulu sloganlarla karşılandı. Galatasaray Lisesi önünde basın açıklamasını Kiğılı'da direnişini bitiren Didem Sorhun okudu. “Direnen işçiler yol gösteriyor” denerek başlayan açıklamada Kiğılı direnişinden bahsedildi. Direnişle birlikte fabrikadaki baskı ve dayatmaların azaldığı, keyfi işten atmaların durduğu aktarıldı. Sınıf dayanışmasının önemi vurgulanarak şunlar söylendi: “HEY Tekstil, Darkmen ve BEDAŞ işçileri gasp edilen haklarını istiyorlar ve alacaklar. Direnen işçiler bu kararlılıkları ile tüm işçi ve emekçilere yol gösteriyorlar. Ben dört ay önce bilinçli bir tercihle direnişe başlamıştım ve amacın Kiğılı'yı teşhir etmek, Kiğılı işçilerine mücadele etmenin ne demek olduğunu göstermekti. Bu hedeflerime ulaştım ve direnişimi sonlandırıyorum. Ama bundan sonraki süreçte Kiğılı işçilerinin ve tüm direnenlerin yanında olmaya devam edeceğim.” Basın açıklamasının ardından gözaltından çıkıp eyleme katılan Darkmen işçileri söz aldı. İşçiler, Darkmen Tekstil patornlarının ve polislerin kendilerini yıldırımayacağını ifade ettiler. Darkmen patronlarının rüşvet teklif etmesinden, mezhep ayrımı üzerinden işçileri bölme çabasından bahsederek polisle Darkmen patronlarının işbirliği ifade edildi. Eylemlerine destek verenlere teşekkür eden işçiler polisin üzerinde Darkmen kazağı olduğunu aktardılar. YÜREĞİMİZ KOCAMAN Darkmen işçilerinin konuşmalarının ardından Roseteks direnişi sırasında polislerin Köşebaşı Restaurant'ta yemek yedikleri anımsatılarak  benzer bir durumun Darkmen'de yaşandığı ifade edildi. Yarın HEY Tekstil patronu Aynur Bektaş'ın da polisle işbirliğinin açığa çıkacağı ifade edilerek polislerin patronlara hizmet ettiği söylendi. Ardından sözü HEY Tekstil işçisi Burak Keskin aldı. Keskin HEY Tekstil direnişinin sürecinden bahsederek şunları ifade etti: “296 gündür haklarını arayan emekçileri görmezden gelmeye devam ediyorlar. Karşımıza polisi dikiyorlar ve acımadan saldırıyorlar. Annesinin böbreğiyle yaşayan arkadaşımızı tartaklıyorlar, yere düşen gözlüğe ayaklarıyla parçalıyorlar. Emniyet müdürü bizlere 'bir avuç baldırı çıplaksınız, neyinize güveniyorsunuz, gidin buradan' diyor. Bizler bir avucuz belki, baldırımız çıplak ama bizim inancımız, mücadelemiz ve kocaman bir yüreğimiz var.” kaynak: BirGün

- 8.12.2012 Hey Tekstil Direnişçileri: “Hırsız Patronların Ensesindeyiz!" Hey Tekstil işçileri haklarını almaya kararlılar. Bunun için eylemlerini haklarını gaspeden "ödüllü patron" Aynur Bektaş’ın bulunduğu her yere taşıyorlar. Daha önce Aynur Bektaş’ın yönetiminde olduğu TOBB binası önünde gerçekleştirdikleri eylemde polis saldırısına maruz kalan ve gözaltına alınan işçiler bu baskılardan yılmadı, kendilerini TOBB önüne zincirleyerek ve ardından Mecidiyeköy’de işmerkezi üzerinden pankart asıp, yaptıkları kuşlamalarla mücadelelerini her yöntemlerde sürdürdüler. İşçiler haklarını çalan Aynur-Süreyya Bektaş çiftini her yerde teşhir etmeye devam ediyorlar. 8 Aralık akşamı, her Cumartesi akşamı Taksim’de çeşitli firmalardan direnişteki işçilerin gerçekleştirdikleri ortak eylemin ardından, Aynur Bektaş’ın ve çocuklarının evlerinin bulunduğu Etiler’deki Maya Rezidans önüne giden işçiler burada patronlarının hırsızlığını teşhir ettiler. “İşçiyiz Güçlüyüz Hırsız Patronun Ensesindeyiz”, “İşçiyiz Haklıyız Kazanacağız” sloganlarını atan işçiler, “Hakan Cemal, Ahmet Celal Bektaş ve Aynur Bektaş; bizden çaldıklarıyla keyif, sefa sürüyorlar. Bizim çocuklarımız okullara gidemedi, kışlıklarını alamadılar. Faturalarımız ödenmediği için elektriklerimiz kesildi. Ama onlar burada bizden çaldıklarıyla keyif içinde yaşamaya devam ediyorlar” diyerek mücadelelerini haklarını alana kadar aynı kararlılıkla sürdüreceklerini ortaya koydular. 


- 9.12.2012 Akçay Tekstil İşçileri Patronu Kaçan Fabrikaya El Koydu! Bayrampaşa’da kurulu bulunan Akçay Tekstil işçileri Direnmeye devam ediyorlar. Üç aydır maaşlarını alamayan 120 işçi, 7 Aralık 2012 tarihinde patronun kaçması sonucunda Devrimci işçi Hareketi ile bağlantıya geçerek fabrikayı işgal etti. İşçiler fabrikaya gelen haciz memurları ile mafya artıklarını dışarı attıktan sonra fabrikaya el koydular ve kendi seçtikleri komiteler aracılığıyla fabrikayı yönetmeye başladılar. Güvenlik, iaşe-yemek, mali komiteler kuran işçiler aynı zamanda her üretim alanının temsilcisini belirlediler. Belirlenen komiteler kendi aralarında alt komiteler kurdular. İşçiler düzenli toplantılar yaparak birlikte karar alıp, birlikte uyguladılar. Fabrikaya gelen polis başta olmak üzere, fabrikanın iş yaptığı diğer firma temsilcileri, alacaklılar ve borçlular ile komite temsilcileri görüşerek bundan sonra tek muhatabın kendileri olduğunu belirttiler. Patronun hiçbir borcunu ödemeyeceklerini, fabrikada bulunan kumaş, makine ve teslim edilmeyi bekleyen siparişlerin ve fabrikada bulunan her şeye işçilerin alacaklarına mahsuben el koyduklarını belirttiler. Fabrikaya gelen uluslararası firma temsilcileri, kumaş tüccarları ve makinecilerle görüşen işçiler  fabrikada bulunan malzemeleri ancak bedellerini alarak  vereceklerini, patronun borçlarıyla mahsup edilmesini  kabul etmeyeceklerini söylediler. İşçiler fabrikada bulunan malzemeleri bedellerini alarak  tasfiye ettiler. Elde edilen gelir tüm işçiler arasında eşit olarak paylaştırıldı. Böylece ilk kez iflas etti denerek batırılan bir fabrika tefecilerin, mafyanın ve bankaların yağmasından kurtarılmış oldu. Fabrikanın gerçek sahibi işçilerin  hem tüm mallara hem de yönetime el koymaları bu açıdan önemli bir örnek olarak yaratıldı.  İşçiler tüm bu işler için hafta sonu diyerek mahkemelerin açılmasını beklemediler. Elinde patron tarafından verilen 2 trilyonluk çeklerle gelen bir mafya artığının işçilere hitaben “fabrikaya nasıl el koyarsınız bu memlekette hukuk var” demesi esasında durumu özetliyordu. İşçilerin haklı ve meşru direnişi karşısında mafya artığı hemen hukuka sarılıyordu. Çünkü o hukuk zenginlerin ve mafyacıların hukukudur. Hukuk ve yasalara hapsedilmiş işçi sınıfı mücadelesinin başarı şansı yoktur. Akçay Tekstil'de yaşananlar işçi sınıfının meşru mücadelesine yeni bir halka olarak eklenmiştir. Ve bu meşru mücadele işçilere bugünden kazandırmıştır. İşçiler bugün  bir kısım alacaklarını alırken, diğer bir kısım alacaklarını da garanti altına almayı başarmışlardır. Kadını-erkeğiyle ülkemizin farklı yerlerinden gelen ancak aynı tezgaha alınterlerini damlatan 120 işçi iki gün boyunca birlikte hareket etmenin, birlikte yemenin, birlikte çalışmanın sonuçlarını elde etmiştir. kaynak: halkinsesi.tv

Patronu tarafından batırılmak istenen işletmenin işgali ve üretimin işçiler tarafından ele alınması son derece önemli bir inisiyatiftir, üretim için işçilerin asalak burjuvalara ihtiyacı olmadığını kapitalizm altında dahi kanıtlayan bir örnektir, bu tür girişimler bütün sektörlerdeki sınıf bilinçli işçiler ve komünistler tarafından mutlaka her yöntemle desteklenmeli ve her yerde benzer örneklerin çoğaltılması için örnek bir girişim olarak anlatılmalıdır. - S.G.

- 8.12.2012 Kamu Emekçileri Cephesi hükümetin iş güvencesinin gasbına dönük çabalarını protesto etti. Kamu Emekçileri Cephesi, AKP hükümetinin iş güvencesini gasp etme çalışmalarına karşı, 8 Aralık’ta eylem yaptı. Saat 15.00’te Kemeraltı girişinde toplanan Kamu Emekçileri Cephesi, “AKP iktidarı iş güvencemiz gasp etmek istiyor! Grev hakkımız ve iş güvencemiz için birleşelim, direnelim, kazanalım! / Kamu Emekçileri Cephesi” yazılı pankart açtı. BDSP ve DHF’nin destek verdiği eylemde, “Emekçiyiz haklıyız, kazanacağız!”, “Grevli, toplu sözleşmeli sendika hakkımız, alacağız!”, “İş güvencemize sahip çıkacağız!”, “Hak verilmez alınır, zafer sokakta kazanılır!”, “Faşizme teslim olmayacağız!”, “Direne direne kazanacağız!” sloganları atıldı. 657 sayılı yasada Ekim ayında değişiklik yapılacağı ve bu değişikliğin de iş güvencesi başta olmak üzere, kamu emekçilerine yönelik kapsamlı bir saldırı olacağına dikkat çekilen açıklamada, saldırıların mücadele ederek göğüslenebileceği vurgusu yapıldı. Açıklama, “İnsan onuruna yakışır biçimde çalışmak ve yaşamak, çocuklarımıza iyi bir gelecek bırakmak ve yeni haklar kazanmak için örgütlenelim” sözöleri ile bitirildi.

İş Cinayetleri

- 4.12.2012 Kasım´da İş Cinayetlerinde Ez Az 82 İşçi Öldü! İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi Kasım 2012'de gerçekleşen iş cinayetleri ve işçi ölümlerine dair hazırladığı raporu açıkladı.  Yazılı, görsel, dijital basından ve emek-meslek örgütlerinden gelen bilgiler ışığında hazırlanan rapora göre, Kasım ayında da en az seksen iki işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Ölümler en çok inşaat, maden ve metal sektörlerinde yaşandı. Kasım ayında yaşanan iş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımı şöyle: İnşaat sektöründe 36 işçi; maden ve metal sektörlerinde 10’ar işçi; mevsimlik tarım, çimento-cam ve enerji sektörlerinde 4’er işçi; ağaç, nakliye ve haberleşme sektörlerinde 2’şer işçi; gıda, deri, tersane, büro, sağlık, konaklama, belediye sektörlerinde 1’er işçi ve tren çarpması sonucu bir yurttaş can verdi. 

-  İş cinayetlerinin açıklaması hiç değişmiyor: "işin tabiatında var". Şile'de yaşanan gemi kazası sonrasında yaşanan ölümlerle ilgili konuşan Ulaştırma ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, "Denizciliğin tabiatında bu vardır. Cemil Kaptan'ı 7 kuvvetinde havada denize çıkmaya hiç kimse zorlamadı” dedi. Kaptan Özben'in eşi Günay Özben ise gazetecilerin "Eşiniz telefonla mı aranarak çağrıldı" sorusuna, "Evet, telefonla aradılar ve çağırdılar. Hazırlanıp, gitti" yanıtını verdi. Bir gazetecinin, ''Eşiniz göreve giderken bir yakınması oldu mu '' sorusu üzerine ise Günay Özben, ''Müdürleriniz sizi çağırsa, gitmez misiniz?'' diye konuştu.

Hatırlanacağı gibi, 17 Mayıs 2010 tarihinde Zonguldak Karadon maden ocağında 2 mühendis ve 28 işçinin ölümüne neden olan grizu patlamasının ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan "ölüm bu işin fıtratında var" demiş, tepki gösteren işçi yakınları Başbakan'ın teşvikiyle polis saldırısına uğramıştı. Tersane ve diğer sektörlerdeki iş cinayetleri için de aynı açıklama devlet ricalinin geleneği haline gelmiştir: işin tabiatında var! Ne sermayenin ne de onun hükümetlerinin hiç sorumluluğu yok! - S.G.

- 8.12.2012 - ÇEL-MER Çelik'te iş cinayeti. - Gebze Şekerpınar Mahallesi'nde bulunan ÇEL-MER Çelik fabrikasında yaşanan iş cinayetinde Gürkan Ağaç isimli işçi yaşamını yitirdi. İki aylık işçi olan 27 yaşındaki Gürkan Ağaç baretsiz bir şekilde hiç bir güvenlik önlemi alınmadan çalıştırıldığı vincin üzerinde sıkışarak ağır yaralandı. Hastahaneye kaldırılan Ağaç, 7 Aralık günü saat 16.00'da yaşamını yitirdi. Sendika düşmanlığı ile tanınan ÇEL-MER Çelik patronu bu acılı günde ölen işçinin ailesine para teklif ederek şikayetçi olmamalarını istedi. kaynak: kizilbayrak.net


Gençlik Hareketi 

-  9.12.2012 "Sermayeyi üniversiteden uçuracağız, THY işçisi yalnız değildir!" Karadeniz Teknik Üniversitesi'nde Trabzon Gençlik Derneği bünyesinde düzenlenen "İdeallerini uçur" başlıklı seminer için üniversiteye gelen THY Genel Müdürü Temel Kotil, öğrenciler tarafından protesto edildi. Grev yaptıkları için 300 işçisini işten çıkaran Türk Hava Yolları adına üniversiteye gelen THY Genel Müdürü Temel Kotil’in üniversitede yeri olmadığını söyleyen üniversiteliler, "Sermayeyi üniversiteden uçuracağız, THY işçisi yalnız değildir" yazılı pankartla konferansın yapıldığı Osman Turan Kongre Merkezi önüne geldi. "THY işçisi yalnız değildir" sloganıyla gelen üniversitelileri, kongre binası önünde içeri girmek için bekleyen üniversiteliler alkışlarıyla destekledi. kaynak: sendika.org

Engelli Hareketi 

- 8.12.2012 Engelliler: Taksim'e ulaşım hakkıma dokunma! Engelliler, İstanbul’daki Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelerek Taksim projesinin iptalini istedi. Engelliler ayrıca ‘öldüren kent’ ve ‘öldüren ilçe’ ödüllerini Mustafa Ak ve Melih Gökçek’e postaladı. Halkevleri Engelli Hakları Atölyesi, Türkiye Sakatlar Derneği İstanbul Şubesi, Türkiye Kas Hastalıkları Derneği üyeleri kapatılan Taksim Meydanı için bir araya geldi. Kasım ayında İstanbul halkına kapatılan Taksim Meydanı’na çıkan engelli asansörünün konulan bir tabelayla hizmet dışı bırakıldığını söyleyen engelliler, Taksim'den kovulduklarını söyledi. Basın açıklamasını okuyan Binnaz Uzun "AKP, Taksimi talan ederken halk ulaşım çilesi çektiriyor, biz engellilerin asansörünü kapatarak da meydana çıkmamızı engelliyor. Aylar öncesinden duyurduğu bu proje kapsamında bizleri yok sayarak hiç bir önem almayan Büyükşehir Belediyesi engellerin kentte dolaşımını zorlaştırıyor" dedi. AKP'nin belediyecilik politikalarının engellilerin ölümüne neden olduğuna dikkat çeken Uzun, Ankara Keçiören'de yüksek kaldırıma çıkamayan ve yoldan gitmek zorunda kalan bir engellinin çöp kamyonunun çarpması sonucu hayatını kaybettiğini hatırlattı. Ölen engellinin sorumluluğunun kenti engellilere göre düzenlemeyen Büyükşehir Belediye Başkanı’nda olduğunu belirten Uzun, aynı belediye başkanına “yaşanabilir kent” ödülü verildiğini vurguladı. Taleplerinin net olduğunu ifade eden Uzun, öncelikli olarak Taksim projesinin durdurulmasını, engellilerin Taksim'e ulaşımını sağlayan düzenlemelerin derhal yapılmasını istediklerini söyledi.   Öldüren kent, öldüren ilçe ödülleri sahiplerini buldu. İnşa ettikleri yüksel kaldırımlar sonucu Nevzat Özyavuzer'in ölümüne davetiye çıkartan Keçiören Belediye Başkanı Mustafa Ak’ın istifasını istediklerini belirtti. Basın açıklamasından sonra hazırladıkları "öldüren kent", "öldüren ilçe" ödüllerini Galatasaray postanesinden Keçiören Belediye Başkanı Mustafa Ak'a ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'e gönderen engelliler, ulaşım hakları için eylemlerine devam edeceklerini söyledi. kaynak: sendika.org 

Dünya Gündemi 

- 8.12.12 - Mısır'da referandum protestolar nedeniyle ertelendi. Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin kendisini 'firavun' yetkileri ile donatan anayasa taslağı üzerine yapılması planlanan referandum ertelendi. Daha önce 15 Aralık'ta yapılacağı belirtilen referandum öncesi emekçilerin günlerce sokakta tepki göstermesiyle referandum henüz belirtilmeyen bir tarihe ertelendi. 

- 8.12.12 - Clinton: "Sovyetlerin yeniden kurulmasına izin vermeyeceğiz." Rusya Devlet Başkanı Putin’in AB’ye güçlü bir rakip olarak tanımladığı Avrasya Birliği projesine en sert tepki ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’dan geldi. Clinton, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile Suriye gündemli gerçekleştireceği toplantı öncesi Avrasya Birliği tartışmalarına değindi ve birliği “Sovyetler’in geri getirilmesi akımı” olarak tanımladı. “Bu böyle adlandırılamaz. Bu Gümrük Birliği ve Avrasya Birliği ve buna benzer adlarla anılacak. Bu hesapta hataya düşmeyeceğiz” diyen Clinton sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz bunun ne amaçlı olduğunu biliyoruz, bunu yavaşlatmak veya önüne geçmek için etkili bir yöntem geliştirmeye çalışacağız.”

Dünyada 868 milyon aç, 1, 5 milyar obez var! İtalyan gıda markası Barilla, Milano'daki Bocconi Üniversitesi'nde 2009'da kurduğu think-thank'te dünyadaki gıda ve beslenme sorunlarını araştırıyor. Amaç, gıda ve beslenmeyle ilgili sorunların ekonomik, siyasi, sosyal ve çevresel faktörleri analiz etmek. Bocconi Üniversitesi, Gıda forumu için böyle hazırlık yapmıştı. Barilla Center for Food and Nutrition (BCFN) adlı kuruluş, Gıda ve Beslenme Forumu'nun dördüncüsünü geçen hafta düzenledi. Dünya çapında politikacı, akademisyen ve sivil toplum liderleri iki gün boyunca dünyanın en can yakıcı sorunlarını tartıştı. Başlıklar üç grupta toplanıyor: 1. Açlık sınırında 868 milyon insan yaşıyor. Buna karşılık 1.5 milyar insan obez! Her yıl dünyada açlıktan ölenlerin sayısı 36 milyon. Fazla yemekten ölen ise 29 milyon... 2. Dünyada üretilen tahılın yüzde 6'sı bioyakıt üretimi için kullanılıyor. 3. Üretilen gıdanın yüzde 30'u çöpe atılıyor. İçecek temiz su bulamayanların sayısı ise 1 milyar. kaynak: Milliyet. 

"Kapitalistlerin 'özgürlük' tanımı her zaman zenginler için yiyecekten patlamak ve işçiler için açlıktan ölmek özgürlüğü biçiminde olmuştur" diye boşuna yazmamıştır Lenin. Ancak şunu da belirtmek gerekir ki, günümüzde başta ABD olmak üzere gelişmiş kapitalist ülkelerde obeziteden çeken insanların ezici çoğunluğunu zenginler değil, büyük gıda tekelleri ve fast-food zincirleri tarafından üretilen ve "çöp gıda" denilen ucuz, enerjisi yüksek ama besin değeri düşük sağlıksız gıdaları tüketen işçiler ve yoksullar oluşturmaktadır. Aslında bu durum, yani yoksul ve bağımlı ülkelerde açlığın, zengin ve gelişmiş ülkelerde ise kısa ve sağlıksız bir yaşama mahkum edilmiş obezlerin çoğalması, kapitalizmde işçilerin ve emekçilerin mutlak yoksullaşmasının günümüzdeki en açık görünümlerinden biridir. "İşçi mutlak olarak yoksullaştırılıyor, yani, o eskiden olduğundan daha yoksul hale geliyor, daha kötü yaşamaya, daha kötü şeyler yemeye, daha çok açlık çekmeye ve daha kötü baraka ve tavan aralarında yaşamak zorunda bırakılıyor." (Lenin) - S.G.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder