- 3.4.2016 Erdoğan ABD'ye "ılımlı" savaşçı pazarlamaya gitmiş
"DAİŞ’E KARŞI ABD’YE 1800 İSİM VERDİK. Erdoğan, Washington Büyükelçiliği’nde gazetecilerin ‘PYD ve YPG konusunda ABD ile Türkiye’nin bakışında farklılık var. Washington ziyaretinizde bu konu nasıl gündeme geldi? ABD, Türkiye’nin istediği yöne doğru yaklaşıyor mu?’ sorusuna şu yanıtı verdi: PYD ve YGP konusunda ilk zamanlara kıyasla daha iyi bir noktadayız. Obama, Kerry, Biden ile yaptığımız görüşmelerde Türkiye’nin güneyinde PYD/YPG yapılanmasına izin vermeyeceğimizi söyledik. O bölgede DAİŞ’le (IŞİD) mücadele için ABD’ye 1800 isim verdik, 600 isim daha vereceğiz. Bunlar yetişmiş insanlar; bir kısmı Arap bir kısmı Türkmen. Bu insanlar şu anda mücadele için her şeye hazırlar. Dolayısıyla ABD’nin artık bahanesi söz konusu olamaz. Zira karada her şeylerini ortaya koyan bahsettiğimiz insanlar, orada bizim için varlar. Bunlar, DAİŞ ve diğer terör örgütlerine karşı her türlü desteği vermeye hazırlar. Ilımlı muhalifler bunlardır. Biden ile de Kerry ile de konuştuk; onlar da bir PYD devletine müsaade etmeyeceklerini söylüyorlar. Bu ifadeyi Kerry ve Biden da kullandığına göre diyecek bir şey kalmıyor. O bölgede farklı bir yapılanmaya tevessül eden olursa kararlılığımız bellidir. DAMAĞA DEĞECEK ŞEYE HİÇBİRİ YANAŞMIYOR. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Obama ile Suriye’de bundan sonra neler yapılabileceğini konuşurken, uçuşa yasak bölge, güvenli bölge de gündeme geldi mi?” sorusunu şöyle cevaplandırdı: “Geldi. G-20’deki görüşmemizde Suriye sınırları dahilinde 98’e 45 kilometrelik bir alanın terörden arındırılmış güvenli bölge ilan edilebileceğine değinmiştik. Obama’ya ‘O bölgeyi daha da büyütmek mümkün. O bölgede 500’er metrekarelik alanlar içinde konutlar yapalım; mültecilerin oralara yerleşmelerini sağlayalım’ dedim. Bu konuyu Merkel’e (Almanya Başbakanı) de açtığımı söyledim. Ne var ki damağa değecek bir şey varsa hiçbiri buna yanaşmıyor.”" (kaynak: iyibilgi.com)
- 7.4.2016 Erdoğan'ın Brookings'te konuşması için Doğan Grubunun aracı olduğu ortaya çıktı
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın ABD'deki en etkili "düşünce kuruluşları"ndan biri olan Brookings Enstitüsü'nde yaptığı konuşmadan geriye korumaların gazetecilere ve bir kadına uyguladığı şiddet kaldı. Öte yandan Erdoğan'ın bu enstitüde konuşması için Doğan Grubu'nun aracılık yaptığı iddia edildi. ABCgazetesi.com sitesinden Yılmaz Polat, normalde Erdoğan'ın konuşma yapacak düşünce kuruluşu bulamadığını ancak son anda TÜSİAD ve Doğan Grubu'nun girişimiyle Brookings'in ikna edildiği ancak çıkan olaylar sebebiyle Brookings Enstitüsü'nün bu karardan dolayı pişmanlık duyduğunu yazdı.
Son anket sonuçları: Müzakereye ‘evet’, başkanlığa ‘hayır’. Avrasya Kamuoyu Araştırmaları Merkezi (AKAM) tarafından yapılan son ankete göre AKP, CHP, MHP ve HDP seçmeninin %92'si müzakerelere dönüş istiyor. (kaynak: Evrensel gazetesi)
--------------
Sermaye Devleti
- 3.4.2016 Liselilere asker saldırdı polis gözaltına aldı
ANKARA- Yüksel Caddesi’nde stant açan Dev-Lis üyesi öğrencilere çarşı iznine çıkan askerler saldırdı. Polis ise saldırıya maruz kalan 15 öğrenciyi gözaltına aldı. Ankara Yüksel Caddesi’nde stant açan ve müzik dinletisi yapan Dev-Lis üyesi öğrencilere çarşı iznine çıkan bir grup asker saldırıda bulundu. Öğrencilerin saldırıya karşılık vermesi üzerine askerler Karanfil Sokak yönüne doğru çekildi. Ardından olay yerine çok sayıda çevik kuvvet ekibi ve sivil polis geldi. Polislerin gelmesi ile birlikte Karanfil Sokak’ta biriken kalabalık ırkçı sloganlar atmaya başladı. Ardından saldırıya uğrayan öğrencilere müdahale eden polis 15 öğrenciyi darp ederek gözaltına aldı. Polisin kadın öğrencileri yerlerde sürüklediği görüldü. Polis, çevrede görüntü almak isteyen gazetecileri de engelledi. (kaynak: Etkin Haber Ajansı)
- 3.4.2016 Maraş’ta ‘cihatçı kampı’ istemiyoruz diyen halka jandarma saldırısı
Maraş’ta Pazarcık ilçesine bağlı eski mera alanı olan ve Alevilerin yoğun yaşadığı Terolar Mahallesi’ne ‘mülteci kampı’ kurulmasına karşı miting düzenlendi. Mitingin ardından, kamp yerine yürümek isteyen halka jandarma gaz bombası ile saldırdı, 2 kişiyi gözaltına aldı. Bölgede yaşayan Aleviler, cihatçı grupların AFAD kamplarındaki örgütlenmelerine dikkat çekerek daha önce IŞİD’lilerin tutuklandığı bölgeye kamp kurulmasına karşı çıktı. Sosyal medyada da uzun süredir #OvamaDokunma ve #OvamaOnurumaDokunma başlıklarıyla kampanya yürütülüyor. Terolar Köyü’nde nöbet tutan Maraşlılara eylemlerinin 11. Gününe girerken, bölgede büyük bir miting gerçekleştirildi. Eylem nedeniyle geniş güvenlik önlemi alan jandarma ekipleri Sivricehöyük’e çıkan bütün yolları kesti. Köye girmek isteyen her aracı yaklaşık 4 kilometre mesafelerde kurulan arama noktalarında durduran jandarma Diyarbakır, Sivas, Gaziantep, Mersin, Kahramanmaraş, Adana ve Erzincan’dan gelen otobüslerin köye girmesine izin vermedi. Alınan bilgiye göre 7 kişi gözaltına alındı. Binlerce yurttaşın köye taşınması için Maraş Yaşam Platformu kamyonetler gönderdi ancak jandarma buna da izin vermeyince yurttaşlar ya otomobillerle taşındı ya da yaya olarak köye ulaşmak zorunda kaldı. Jandarmanın otobüs ve minibüslere izin vermemesi nedeniyle gecikmeler yaşanınca miting planlanan saatten 2 saat sonra başlayabildi. Mitingin ardından yurttaşların bir kısmı dağılırken yüzlerce kişi kampının yapılacağı alana kadar yürümek istedi. Jandarma vatandaşlara biber gazıyla saldırdı. Çok sayıda yurttaş gazdan etkilenerek fenalaştı. Yaşlıların ve çocukların da aralarında bulunduğu yurttaşlar gazın etkisinden uzun süre kurtulamadı. Mitinge HDP Milletvekilleri Müslüm Doğan ve Mahmut Tuğrul da destek verdi. Kampa karşı direniş nöbeti başlatan Aleviler, ortak karar ile eylemi mahalledeki Cemevine taşıdı. Mahalleye geçen yurttaşlar, nöbet eylemleri sonuç alıncaya kadar eylemlerini sürdüreceklerini belirtti. (kaynak: Sendika10.org)
- 3.4.2016 - Barış isteyen eğitimci görevden alındı
İZMİR- Eğitim Sen İzmir 1 No'lu Şube Başkanı Bahri Akkan katıldığı basın açıklamaları gerekçe gösterilerek görevden alındı. Barış isteyenlere yönelik hükümet baskısı ve sindirme politikaları devam ediyor.Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görev yapan İzmir Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri üyesi Dr. Fatih Sürenkök'ün görevden alınmasının ardından bu kez de Eğitim Sen İzmir 1 No'lu Şube Başkanı Bahri Akkan görevden alındı. Konak Çınarlı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde çalışan Akkan'a İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü soruşturma başlatırken, Akkan'ın 29 Aralık'ta katıldığı iş bırakma eylemi, Mardin Nusaybin'deki basın açıklamasına katılma ve 9 Şubat'ta İzmir'de gerçekleştirilen basın açıklaması görevden uzaklaştırmaya gerekçe gösterildi. Kararın sürpriz olmadığını belirten Akkan, toplumsal muhalefeti yıldırmayı amaçlayanlara boyun eğmeyeceklerini ifade etti. (kaynak: Etkin Haber Ajansı)
---------------
Halk İçin Ekonomi
- 1.4.2016 - “Milli Gelir” Beş Yıldır Yerinde Sayıyor. 2010’da 732 milyar dolar olan GSYİH (Gayrı Safı Yurtiçi Hasıla) büyüklüğü 5 yıl sonra 720 milyar dolarda kaldı.
İşçi Yaşamı
- 4.4.2016 İlk 3 ayda en az 415 işçi can verdi
İSTANBUL- 2016 yılının ilk üç ayında en az 415 işçi, iş cinayetlerinde katledildi. Mart ayında yaşamını yitiren işçilerden 4'ü çocuk. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi'ne göre, 2016 yılının ilk 3 ayında en az 415 işçi, iş cinayetinde yaşamını yitirdi. Ocak ayında en az 115, Şubat ayında en az 143 ve Mart ayında en az 157 işçi, hayatını kaybetti. İSİG, üç aylık bilançonun, iş cinayetlerine ilişkin kayıt tutmaya başladıkları 2012 yılından bugüne en çok iş cinayetinin yaşandığı ilk üç ay olarak tarihe geçtiğini duyurdu. Mart ayında yaşamını yitiren 157 emekçinin, 124'ü işçi-memur statüsünde çalışan ücretlilerden, 28'i çiftçilerden/küçük toprak sahiplerinden ve 5'i esnaflardan olmak üzere 33'ü kendi namına çalışanlardan oluştu. 5 KADIN 4 ÇOCUK İŞÇİ YAŞAMINI YİTİRDİ. Mart ayında 5 kadın, 4 çocuk işçi yaşamını yitirdi. Çocuk işçilere ilişkin bilgiler şöyle:
"10 yaşındaki ilkokul 4. sınıf öğrencisi Abdulsamet Eren, Akdağmadeni Boyalık Köyü'nde büyükbaş hayvanlarını otlatırken eşekten düştü, dengesini kaybeden eşek de üstüne düşünce, çocuk yaşamını yitirdi.
12 yaşındaki Ferhat Ali, Şahinbey'de buzdolabı tamircisinde işçi olarak çalışırken, uyuşturucu bağımlısı biri işyerine gelerek 50 TL olan haftalığını istedi, parayı vermeyince bıçaklanarak öldürüldü.
16 yaşındaki Ercan Tuğlu, Ümraniye'de okul harçlığı için sigortasız bir şekilde komi olarak çalıştığı Huzur Restoran'ta ehliyeti olmadığı halde ve güvenlik önlemi de alınmadan motorla servise çıkarıldı, kafasında kask yoktu, sucu ile çarpıştı. Liseli Gençlik Muhalefeti üyesi olan çocuk yaşamını yitirdi.
17 yaşındaki Halil Berke Aygün, Balıkesir 2.amatör küme Marmara-Gönen Grubu'nda Çeltikspor ile Bostancıspor maçında yan hakem (aday hakem) olarak görevliydi, kalp krizi geçirerek aniden yere yığıldı. Sahada sağlık ekibi olmadığı için ilk müdahale yapılamadı, yaşamını yitirdi."
İş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımına göre, en yüksek can kaybı tarım ve orman işkolunda yaşandı; 34 emekçi yaşamını yitirdi. Bu iş kolunu 33 can kaybı ile inşaat ve yol iş kolu takip etti. Taşımacılık iş kolunda da 21 işçi iş cinayetinde öldürüldü. Mart ayında, tarım, kimya, ağaç, ticaret, çimento, inşaat, enerji, taşımacılık ve konaklama işkollarında emekli ya da emeklilik çağında 51 yaş ve üstünde çalışan 35 işçi hayatını kaybetti. Mart ayındaki iş cinayetleri 50 kentte gerçekleşti. 17 ölüm İstanbul, 11 ölüm Ankara, 9 ölüm Antalya ve Bursa'da yaşandı.
- 6.4.2016 Türkiye ölümlü iş kazalarında dünyada üçüncü, Avrupa’da birinci sırada!
Dünyada her 3 dakikada bir iş kazası, her 4 saatte bir de ölümlü iş kazası meydana geliyor. İş kazalarının yüzde 98’lik kısmı işveren ve personel ihmalinden kaynaklanıyor. Bu kazaların yüzde 50’si çok kolay önlenebilir kazalar. Türkiye ölümlü iş kazalarında El Salvador ve Cezayir’in ardından dünya üçüncüsü, Avrupa’da ise başı çekiyor.
Kapitalizm ve Kadın
- 5.4.2016 2016’nın ilk üç ayında 94 kadın erkekler tarafından öldürüldü
“Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, 2016’nın ilk üç ayında 94 kadının cinayete kurban gittiğini, aynı dönemde cinsel saldırıların da ciddi artış gösterdiğini açıkladı. Açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “[AKP] kadınları anneliğe ve evliliğe zorlamakla başlayan bütünlüklü politikasını 2016’da da devam ettireceğinin işaretini, 2015 Aralık’ta kadınların içinde öldürüldüğü evliliği kurtarmak üzere kurulan Boşanma Komisyonu’nu kurarak verdi. 2016’ya kız çocuklarını cinsel istismarcılara hedef gösteren fetvasıyla giriş yaptı. Bunun devamını kadına şiddetin üstünü örtmeye çalışan ve istismarcıları koruyan açıklamalarıyla getirdi." Kadın cinayetlerinde ateşli silah kullanımının yüzde 200 arttığına işaret eden açıklama, ülkede süren savaş ortamının erkekleri ateşli silah kullanmaya teşvik ettiği belirtildi.
- 8.4.2016 Türkiye'de beş kadından dördü ekonomik olarak erkeğe bağımlı
Kadınlar arasındaki istihdam oranı, 20-64 yaş grubu için AB’de ortalama yüzde 63.5 düzeyinde. Türkiye’de ise bu oran yüzde 31.6. Sayfadaki tabloda TÜİK verileriyle hesaplanmış 2015 yılı göstergeleriyle istihdamdaki kadın-erkek eşitsizliğinin boyutu görülüyor. 15 yaş üzerindeki kadınların sadece yüzde 27.45’i bir işte çalışıyor. Bu oran erkeklerde yüzde 65 düzeyinde. Üstelik çalışan kadınların yüzde 28.15’i ücretsiz aile işçisi. Ücretsiz aile işçilerini hariç tutarsak kadınların sadece yüzde 19.72’si kişisel olarak kazanç elde ettiği bir işte çalışıyor. Bu 5 kadından 4’ünün ekonomik olarak bağımlı olduğu anlamına geliyor. Buna bir de kadınların işte daha düşük ücretlerle çalıştığını eklemek gerekiyor. (kaynak: Dünya gazetesi)
- 6.4.2016 Eşit işe eşit ücret yok: ABD’de kadınlar ömür boyu 430 bin dolar daha az kazanıyor
Amerika’da ortalama bir kadın, eşit işe eşit ücret ödenmediği için 40 yılı aşan profesyonel çalışma yaşamı boyunca, aynı işi yapan bir erkekten 430 bin dolar daha az kazanıyor. Amerikan Ulusal Kadın Hakları Merkezi’ne göre ülkede cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklı en büyük kaybı 1 milyon dolarla Latin kadınlar yaşıyor.
... Azınlık kadınlar, beyaz hemcinslerinden daha kötü durumda
Ancak son çalışma meselenin yalnızca cinsiyet ayrımcılığından ibaret olmadığını da gösterdi. Amerika’da Latin ya da siyahi bir kadınsanız durum daha da vahim bir hal alıyor. Örneğin siyah bir Amerikalı kadın ömrü boyunca ortalama 877 bin dolar daha az kazanıyor. Bazı eyaletlerde yerli Amerikalılar ve Asyalılar için de aynı durum geçerli. Örneğin Kaliforniya eyaletinde bir yerli kadın hayatı boyunca bu ayrımcılıktan ötürü 1,4 milyon dolar kaybediyor. Bu rakam Alaska’da Asyalı bir kadın için ise 1,2 milyon dolar.
... Türkiye’de de durum farklı değil. TÜİK Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması 2014 sonuçlarına göre, yüksek öğretim mezunu bir kadın ortalama yıllık kazancı, aynı eğitim düzeyinde bir erkek çalışanın yıllık gelirinden yüzde 1,3 daha düşük. (kaynak: diken.com.tr)
Kapitalizm ve Çocuk
- 1.4.2016 Samsunlu kadınlar: Ensar Vakfı kapatılsın
SAMSUN - Envar Vakfı'nda 45 öğrenciye yönelik tecavüz saldırısını protesto eden Samsunlu kadınlar, "Meclise verilen önergenin AKP vekillerince reddedilmesi mağdur çocukların değil, tecavüzcünün/Ensar Vakfı'nın korunduğunu göstermektedir" dedi. Samsunlu kadınlar, Karaman'da Envar Vakfı'na ait okulda 45 öğrenciye yönelik tecavüz saldırısını protesto etmek için oturma eylemi gerçekleştirdi. Akşam saatlerinde Çiftlik Süleymaniye Geçidi'nde bir araya gelen kadınlar, yaptıkları eylemde Ensar Vakfı'nın kapatılmasını istedi. Kadınlar adına açıklama yapan Züleyha Mangan "Çocuklara yönelik cinsel istismarın önlenmesi amacıyla gerekli yasal ve idari tedbirleri alınması için Meclis Araştırma Komisyonu'na verilen önergenin AKP vekillerince reddedilmesi mağdur çocukların değil, tecavüzcünün/Ensar Vakfı'nın korunduğunu göstermektedir" diye konuştu. Geçtiğimiz yıllarda Pozantı hapishanesinde çocuklara yönelik cinsel saldırının ortaya çıktığını hatırlatan Mangan, "Cinsel saldırının haberini yapan muhabirlerin yargılanarak olayın üstünün kapatılmak istenmesi gibi pek çok erkek egemen uygulama, tecavüzlerin, şiddetin ve istismar vakalarının devlet eliyle meşru zemin kazanmasını sağlamaktadır'' şeklinde konuştu. Eylemde sık sık "Ensar elini çocuklardan çek", "Ensar Vakfı kapatılsın", "Diyanet elini bedenimden çek" ve "Şiddete, tacize, tecavüze son" şeklinde sloganlar atıldı. (kaynak: Etkin Haber Ajansı)
- 4.4.2016 - Fransa’da yıkılan kamptaki 129 kimsesiz çocuk kayboldu
Fransa’da sığınmacıların içinde bulunduğu koşullar nedeniyle tepki çeken Calais kampının bir bölümünün yıkılmasının ardından, en az 129 çocuğun kaybolduğu belirtildi. Avrupa'da 10 bine yakın sığınmacı çocuk kayıp. İngiltere merkezli Help Refugees UK örgütü, Calais kampının güney bölümünün geçen ay başında yıkılması sonrasında, aileleri olmayan en az 129 çocuğun akıbetinin bilinmediğini açıkladı. FRANSA HÜKÜMETİNE SUÇLAMA. Fransa hükümetini aileleri olmayan bu çocukları güvenli bir yere götürmemekle suçlayan örgüt, Facebook hesabında “Yanlarında kimsesi olmayan 129 çocuğun yerinin belirsiz olduğunu öğrenmekten dolayı şoke olduk ve çok endişeliyiz. Fransız yetkililer bu çocuklara alternatif bir barınma yeri sunmadı, hatta güvende olup olmadıklarını bile takip etmedi. Bu çocuklar için bir kayıt sistemi yok” ifadesini kullandı. 7 ÇOCUK TECAVÜZE UĞRADI. Hükümetin bu duyarsızlığının kabul edilemez olduğunu belirten örgüt, Calais kampının diğer bölümlerinde yaşamaya devam eden 294 kimsesiz çocuğun da gelecekte aynı şeyleri yaşamaması için önlemlerin artırılmasını istedi. Avrupa’nın ortasında sığınmacıların korkunç şartlarda yaşamaya zorlandığı Calais kampında, son 6 ayda en az 7 erkek çocuğunun tecavüze uğradığı bildirilmişti. (Kaynak: Sputniknews.com)
- 6.4.2016 Hollanda çocuk tacizine karşı çözüm arıyor
Hollanda'daki orta dereceli okullarda geçen yıl çocuklara yönelik 112 cinsel taciz olayının yaşandığının ortaya çıkması, parlamentoyu harekete geçirdi. Cinsel taciz, saldırı ve tecavüz olayına karışanların üçte birinin öğretmen ya da okuldaki diğer çalışanlar olması, tepkileri daha da artırdı. Çocuk istismarına ilişkin rakamları "şok edici" olarak değerlendiren siyasi partiler, bu konuda katı yaptırım istiyor. (kaynak: BBC Türkçe)
- 11.4.2016 - Almanya’da 6 bin mülteci çocuk kayıp: İnsan kaçakçılarının elinde olabilirler
Almanya İçişleri Bakanlığı verilerine göre, 2015 yılında Almanya’ya ulaşabilen mültecilerden sekiz bin altı çocuk ailesi ya da yakınları tarafından kayıp olarak bildirildi. Afganistan, Suriye, Eritre, Fas ve Cezayir kökenli oldukları kaydedilen çocuklardan iki bin 171’sine ulaşılırken, beş bin 835 çocuktan ise haber alınamadı. Çocuklardan 555’inin ise 15 yaşın altında olduğu belirtildi. Çocukların nasıl kaybolduğu ve nerede olabilecekleri konusunda herhangi bir açıklama yapılmazken, muhalefet hükümeti sorumlu tuttu. Yeşiller Partisi Sığınmacılar Sözcüsü Luise Amtsberg, beş bin 835 çocuğun kayıp olmasının hükümeti alarma geçirmemesini eleştirerek, bu çocukların suç çetelerinin eline düşebileceği hatta fuhuşa zorlanabileceklerini belirtti. Mart ayı sonunda bir mektup yazan Avrupa Parlamentosu milletvekilleri de, kayıp sığınmacı çocukların fuhuş ya da organ mafyası başta olmak üzere, suç örgütlerinin eline düşmüş olabilecekleri uyarısında bulunmuştu. Geçen yıl yaklaşık bir milyon kişi Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki savaş ve şiddetten kaçarak Avrupa’ya sığınmıştı. Mülteci akışını durdurmayı hedefleyen Avrupa Birliği, Türkiye ile yaptığı ‘pazarlık’ ve anlaşma ile, 20 Mart itibariyle Ege denizi üzerinden Avrupa’ya ulaşan mültecileri Türkiye’ye geri gönderebiliyor. Ancak insan kaçakçılarının alternatif yollar geliştirdiklerine dair haberler de medyada yer almıştı. (kaynak: diken.com.tr)
- 14.4.2016 Türkiye çocuklar arasındaki eşitsizlikte ‘lider’ ülke
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) tarafından hazırlanan bir rapor, AB ve OECD üyesi 41 ülkenin dezavantajlı çocuklar ile orta ve üst sınıf çocuklar arasındaki uçurumu gidermekte çuvalladığını ortaya koydu. Bu alanda en başarısız ülke ise Türkiye.
- 23.4.2016 Bugün 23 Nisan, öfke doluyor insan: Türkiye'de her 3 çocuktan biri şiddetli yoksulluk yaşıyor!
Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi’nin (Betam) araştırması 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda çocukların ne şartlar altında yaşadığını dramatik şekilde gözler önüne serdi. Bu çalışmaya göre her dört çocuktan üçünün yılda bir haftalık tatil yapamayan hanelerde yaşadığı, Çocukların yüzde 40’ının protein ihtiyacını et, tavuk ya da balık ile karşılayamadığı belirtilmektedir. Doğu bölgeleri ve Akdeniz bölgesinde maddi yoksunluk oranları Türkiye ortalaması olan yüzde 36.2’nin üzerindeyken diğer 7 bölgede ortalamanın altında yer alıyor. (kaynak: Milliyet)
Emperyalizm ve Halklar
- 2.4.2016 Alo 183’ten şiddet mağduru için yanıt: 'Ama o kadın değil ki mülteci bayan'
Kadınlarla Dayanışma Vakfı (KADAV) tarafından 1.4.2016 tarihinde ‘Göçmenlik ve Cinsiyet Eşitliği Etkinlikleri’ kapsamında düzenlenen ‘Göçmen Kadınlara Karşı Cinsiyet Temelli Şiddetin Önlenmesi ve İstanbul Sözleşmesi’ konulu panelde, ... bir katılımcı şu hikayeyi paylaştı: “Şiddete maruz kalan bir göçmen kadına yardım ediyorduk. Adli Tıp’tan raporlarını aldık. Savcılığa gitmeden Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın Alo 183 Sosyal Destek Hattı’nı aramıştık. Telefondaki durumu çağrı merkezindeki yetkiliye anlattık. Aldığımız yanıt, ‘Ama o kadın değil ki mülteci bayan’ oldu.”
... Bir katılımcı, “Şiddete uğrayan mülteci kadınlar polise gitmek istemiyor çünkü mültecilik statülerinin etkileneceğini düşünüyorlar” dedi. Ayrıca, göçmen kadınların gözaltında ve cezaevinde şiddete maruz kaldıkları da belirtilerek, “Özellikle Afrikalı kadınlar sınır dışı edilme korkusuyla cinsel saldırıyı raporlayamıyor” denildi.
... Panelde, Suriyeli mültecilerin kaldığı kamplara da değinildi. Kilis’te bulunan Elbeyli Kampı’nı ziyaret etme fırsatı bulan bazı sivil toplum kuruluşu üyelerinden biri, “Bir yetkili bize ‘Kampta evlenmeyi de boşanmayı da yasakladım. O zaman başka yer bakmaya başlıyorlar’ dedi. Kamplarda çocuk oranı çok yüksek… Bunu söylediğimiz zaman kampın sosyal işlerden sorumlu kişisi, ‘Ne güzel, çok mutlular işte’ dedi. Aile planlaması konusunda ne yaptıklarını sorduğumuzda ise, ‘Ebe var’ dediler” diye konuştu.
- 3.4.2016 Antifaşistler İsviçre gümrüğünü bloke etti
BASEL- Mültecilerin iade edilmesini protesto etmek için Alman ve İşviçreli antifaşistler, İsviçre ile Almanya sınır gümrüğünde oturma eylemi yaparak bloke etti. İsviçreli ve Alman antifaşistler AB'nin mülteci politikasını protesto etmek için iki ülke arasında sınır gümrüğünü bloke etti. İsviçre'nin Basel kenti ile Almanya'nın Weil am Rhein arasında bulunan gümrüğün önünde 100 kişilik bir antifaşist grup oturma eylemi yaptı. Antifaşistler eylemleriyle mültecilerin iade edilmesini protesto ettiklerini, Avrupa sınırların kapatılması ile birlikte onbinlerce mültecinin hayatını kaybettiğini belirttiler. Eylem komitesi adına yapılan konuşmada Avrupa Birliği devletleri, ülkelerini savaştan dolayı terk eden insanları düşman gözüyle baktığını, bütün askeri ve polis gücünü kullanarak Akdeniz ve Ege'den mülteci akımını durdurmaya çalıştıklarını ifade etti. İdomeni gibi Yunan kentlerinden insanlık krizi yaşandığını belirtildi. İki saat süren eylemin ardından polis müdahale etti ve 40 kişiyi kısa süre için gözaltına aldı. (kaynak: Etkin Haber Ajansı)
- 4.4.2016 Türk devletinin savaş çığırtkanlığı
Cumhurbaşkanı Erdoğan Azerbaycan-Ermenistan çatışması konusunda Azeri ANS televizyon kanalına yaptığı açıklamada şunları söyledi:“12 Azeri kardeşimiz şehit olmuş, Ermenilerden de zannediyorum 100’ü aşkın öldürülen var. Şu anda çatışmalar Azerbaycan’da devam ediyor. Dualarımızı yaptık. İnşallah bu çatışmalarda Azeri kardeşlerimiz en az orada kayıp vermek suretiyle bu işi başarırlar. (…) Ben tüm Azeri kardeşlerime Allah’tan yardımlar niyaz ediyorum. Üzülmeyeceğiz, mahzun olmayacağız. İnanıyorsak muhakkak üstünüz.”
3 Nisan'da kendisine Azerbaycan-Ermenistan çatışması hakkında soru yöneltilen Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da şöyle konuşmuştu: "... Biz hep bölgemizde savaşlardan, sivil savaşlardan, iç savaşlardan bahsediyoruz fakat bizim bölgemizde bir de dondurulmuş ihtilaflar var. Yani bugüne kadar çözümü dondurulmuş, bunlardan bir tanesi Karabağ, bir tanesi Transdinyester, Moldova'nın doğusunda. Güney Osetya ile Abhazya da dondurulmuş itilaf haline geldi. Kırım da çözümü dondurulmuş bir ihtilaf haline geldi, Kıbrıs var. Bir tek Kıbrıs konusunda Türkiye'nin de kararlığıyla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin de kararlığıyla çözüm yolunda ilerleme var. Diğerlerine baktığınız zaman bölgenin istikrarı ve güvenliğine sürekli tehdit oluşturuyor. ...Biz hiçbir zaman çatışmadan yana değiliz, barışçıl yöntemlerle çözülsün istiyoruz" diyen Dışişleri Bakanı, "Elbette her zaman kardeş Azerbaycan'ın yanındayız. Ne zaman, hangi konuda bize ihtiyaç duyarsa biz Azerbaycan'ın yanındayız. Osmanlı yıkılırken bile 'Ben yıkılıyorum ama hiç olmazsa kardeşimiz yaşasın diye Kafkas İslam Ordusunu Azerbaycan'a göndermiştir. En zor günlerimizde bile biz kardeş Azerbaycan'ın yanında olduk." diye konuşmuştu.
Kısacası Türk devleti kendi çıkarlarını -emperyalist Amerikan diplomatik literatüründen ödünç alınmış bir kavramla- "dondurulmuş ihtilaf"ların kaşınarak bunların canlı çatışmalara dönüştürülmesinde arıyor.
- 4.4.2016 Türkiye'ye geri gönderilen mülteciler: “Bizi bir cehennemden başka bir cehenneme gönderiyorsunuz”
Türkiye ile AB’nin vardığı göçmen anlaşması çerçevesinde, mültecilerin Türkiye’ye gönderilmesine başlandı. Toplamda 131 mülteciyi taşıyan iki tekne Midilli Adası’ndan Dikili’ye ulaştı. Bir Suriyeli ise Türkiye’ye gönderilmesi halinde ne yapacağı sorusuna, ‘Beni zorla Türkiye’ye geri götürmeye çalışırlarsa hem kendimi, hem de ailemi denize atarım. Cehennemden cehenneme gidiyoruz’ dedi.
- 5.4.2016 Bulgaristan’da mültecilerin yaşadığı bölgeye idam sehpası koydular
Bulgaristan'ın başkenti Sofya'da sığınmacıların yoğun olarak yaşadığı bir bölgede, bir evin girişine idam sehpası koyarak "Sığınmacılar bizde hoş karşılanmaz" yazılı pankart asıldı. Hürriyet’in haberine göre, Sofya'da Hristo Botev Bulvarı üzerindeki bir evin garaj girişinde duran dört urgan ve idam sehpası ile "Sığınmacılar bizde hoş karşılanmaz" yazılı pankart bölgedeki halkı tedirgin ediyor. Semtte yaşayan ve adının açıklanmasını istemeyen bir kişi, "Burada oturan serseriler böyle eylemler yapar, insanları provoke etmeye çalışır. Görüldüğü üzere kimse de önlem almıyor" dedi. Yetkililerin, idam sehpası özel mülkte olduğu için müdahale edemediği öğrenildi. Bulgaristan'da faaliyet gösteren insan hakları örgütlerinden de henüz açıklama yapılmadı.
- 11.4.2016 - UNICEF, Yemen'de 2015 yılında yaşanan çatışmalarda 900 çocuğun öldüğünü açıkladı. Bu sayı 2014'tekinin 7 katı. (kaynak: ydh.com.tr)
- 12.4.2016 - Hillary Clinton, askeri darbeleri savundu!
ABD'nin başkan adaylarından Hillary Clinton, 2009 yılında Honduras'ta yapılan askeri darbeye verdiği destekten pişman olmadığını, Orta Amerika ülkelerinin ordularına ve polis teşkilatlarına daha fazla yardım yapılması gerektiğini söyledi. New York Daily News'e konuşan, ABD'nin Demokrat başkan adaylarından Hillary Clinton, 2009 yılında Honduras'taki askeri darbeye verdiği destekten dolayı pişmanlık belirtisi göstermezken, Orta Amerika'ya daha fazla "Kolombiya Planı" gerektiğini söyledi. Kolombiya Planı, 1999 yılında "uyuşturucu ile mücadele" adı altında Bill Clinton yönetimi tarafından devreye sokulmuştu. ABD bı plan kapsamında Kolombiya ordusu ile polisine 2 milyar dolarlık yardımda bulunmuştu. Kolombiya Planı çoğunlukla insan hakları ihlallerinin ve paramiliter güçlerin artmasına neden olurken, Hillary Clinton bu planın Kolombiya'ya "barış" getirdiğini savundu.Clinton, Honduras darbesi ile ilgili olarak da, "Görüntüsünden ya da yapıldığı şekilden hoşlanmıyorum ama [darbe liderlerinin] anayasayı ve yasal öncelikleri takip ettiklerine ilişkin güçlü argümanları vardı" dedi. (kaynak: Sol Haber Portalı)
- 17.4.2016 Doğu Avrupa’da Yoksulluk
Eurostat'ın verilerine göre Bulgaristan'da 7.2 milyon kişi (nüfusun %34'ü), Romanya'da 5 milyon kişi (nüfusun %25'i) yoksulluk sınırının altında yaşıyor. (kaynak: work-way.com)
- 2.4.2016 2004'e göre gelişmekte olan ülkelerde daha çok milyarder var
Forbes gazetesinin yaptığı yıllık araştırmaya göre 2004 yılında gelişmekte olan ülkelerdeki milyarderler toplam 587 milyarderin %20’sini oluşturuyordu. 2014 yılında ise bu ülkelerdeki milyarderler dünyadaki toplam 1645 milyarderin %43’ünü oluşturdu. Bu süper zenginler ABD’de ve Avrupa’da 19. yüzyıl sonu, 20. başında, Japonya’da 1950 ve 1960’larda, Güney Kore’de ise 1960’lar ve 1970’lerde ortaya çıkmıştı. (kaynak: The Economist)
- 5.4.2016 Avrupa toplumu uyuşturucuya yılda 24 milyar euro harcıyor
Avrupa Polis Örgütü (Europol) ile Avrupa Uyuşturucu Tanım Merkezi (EMCDDA) tarafından hazırlanan 'Avrupa Uyuşturucu Pazarı Raporu', Avrupa toplumunun uyuşturucu maddeler için yılda 24 milyar euro harcama yaptığını ortaya koydu. Rapora göre Avrupa'da geçen yıl 22 milyon yetişkin esrar kullandı. 500 milyonluk Avrupa nüfusunun yüzde biri ise, esrar müptelası ve her gün esrar kullanıyor. (kaynak: BBC Türkçe)
Kürdistan'da Sömürgecilik ve Direniş
- 5.4.2016 Davutoğlu gitmeden beyaz toroslar geldi
Diyarbakır Kayapınar ilçesinde PKK'lilerin yol kapatma eylemi sırasında, iddiaya göre beyaz toros marka bir arabadan atılan patlayıcı sonrası ateş açıldı. Bu sırada ailesiyle birlikte yoldan geçen 16 yaşındaki S.Ç., başına isabet eden mermi ile ağır yaralandı.
- 5.4.2016 Özel harekâtçılar isyanlarda: "Kurban ediliyoruz!"
Kürdistan'da sokağa çıkma yasağı ilan edilen il ve ilçelerde çatışmaların şiddetlendiği bir dönemde 1000 Özel Harekat polisinin branş değişikliği amacıyla emniyete dilekçe vermesi gündem yarattı. Emniyet kulislerinde, özel harekatçıların istifa isteklerinde “operasyonların sevk ve idaresinde yaşanan sorunlar, bürokratların siyasi iktidara yaranma duygusu”, “siyasi iktidarın kendilerini kullandığı düşüncesi”, “operasyonda dinlenme, beslenme yetersizliği”, “çözüm sürecinde yapılan hataların hesabının sorulmamasının” etkili olduğu konuşuluyor.
- 6.4.2016 - Erdoğan: "Belki biz bir ölüyoruz ama en az 10 da, 20 de, 30 da onlardan öldürüyoruz..."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Belki biz bir ölüyoruz ama en az 10 da, 20 de, 30 da onlardan öldürüyoruz. Bu, bu şekilde devam ediyor. Terör örgütünün yandaşlarını devre dışı bırakmak için vatandaşlıktan çıkartma dahil gereken tüm önlemleri almakta kararlı olmalıyız. Bunlar bizim vatandaşımız dahi olamazlar" dedi.
- 6.4.2016 YPG: Ortak saldırıyorlar!
YPG, Halep’te 36 kişinin öldürüldüğünü duyurdu. Halk Savunma Birlikleri (YPG) Basın Merkezi’nden yapılan açıklamada, Sultan Murad Tugayı, Ehrar El-Şam, 16’ncı Fırka, El-Fetih Tuğayı, Ceyş El-Mucahidin, Kombuna Festeqim Kema Emert Topluluğu, Nureddin Zengi ve El Nusra’nın, kentte ortak saldırılarda bulunduğunu bildirdi.
- 11.4.2016 Kürdistan Bölgesi'nin yüzde 53'ü satıldı
Irak Kürdistan Bölgesi topraklarının yüzde 53’ünün 25 yıllığına büyük petrol şirketlerine satıldığı açıklandı. Kurdpress haber ajansının NRT televizyonundan naklen bildirdiğine göre Kürdistan Bölgesi Enerji Komisyonu Başkanı Şirko Cevdet, yabancı petrol şirketlerinin Kürdistan Bölgesinde çıkarılan petroldeki paylarının da yüzde 80 olduğunu açıkladı. Şirko Cevdet, “Kürdistan Bölgesi topraklarının yüzde 53’ü petrol anlaşmaları yoluyla 25 yıllığına büyük petrol şirketlerine satıldı. Satılmayan yerler kentlerde ve köylerdeki yerleşim alanlarıdır” dedi. Kürdistan Bölgesi hükümetinin kendi topraklarından çıkarılan petroldeki hissesinin yüzde 20, petrol şirketlerinin payının ise yüzde 80 olduğunu belirten Şirko Cevdet, Erbil’in payının en fazla olduğu yerin yüzde 25 ile Şeyhan petrol havzasında olduğunu söyledi. Yabancı petrol şirketlerine bırakılan yerlerin isimlerini sayan Kürdistan Bölgesi Meclisi Enerji Komisyonu Başkanı Şirko Cevdet, Kürdistan Bölgesi’nin yüzölçümünün 78 bin 836 kilometrekare olduğunu ve bunun 41 bin 597 kilometrekaresinin yabancı petrol şirketlerine bırakıldığını belirterek bu verilere göre Kürdistan Bölgesi topraklarının yüzde 53’ünün petrol şirketlerine satıldığını söyledi.
- 30.4.2016 ABD'li "düşünce kuruluşu" Barzani yönetimini IŞİD'le işbirliği yapmakla suçladı
Yakın Doğu Haber sitesinin "AEI’den Barzani’ye ağır suçlama" başlıklı haberine göre: "Amerika’nın etkili düşünce kuruluşlarından American Enterprise Institute, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin IŞİD’e silah yardımı yaptığını iddia etti. Michael Rubin imzalı yazıda Kürdistan Bölgesi’nin IŞİD konusundaki söylemleri ile eylemleri arasında çelişkiler bulunduğu iddia edildi ve Erbil’in IŞİD’e silah yardımı yaptığı öne sürüldü. Kürdistan Bölgesi’nin milyonlarca dolarlık lobi faaliyetiyle kendisini bir demokrasi gibi göstermeye çalıştığını ve ideolojik olarak Amerika’ya yakın gözüküp IŞİD’e karşı müttefik gibi davrandığını; ancak gerçeğin başka türlü olduğunu belirten Rubin, şunları yazdı: “Kürdistan Bölgesel Yönetimi, IŞİD’in Musul’u ele geçirmesinden birkaç hafta önce Irak merkezi hükümetini zayıflatmak için IŞİD’e, aralarında Kornet tanksavar füzelerinin de bulunduğu çok sayıda silah verdi.” Ezidilerin talep etmesine rağmen, Mesud Barzani’nin Ezidilerin savunulması için Peşmerge ve silah göndermediğini belirten Rubin, Barzani’nin Ezdileri kendi haline terk etmesi sebebiyle IŞİD’in Ezidileri katliama uğrattığını ve birçoğunu da köle haline getirdiğini ifade etti.
Kürdistan Bölgesel Yönetimi yetkililerinin IŞİD’i değil Irak merkezi hükümetine bağlı olan Gönüllü Halk Güçlerini tehdit olarak gördüğünü belirten Rubin, Kürdistan Bölgesel Yönetimi Enformasyon Teknolojisi Müdürü Hiva Efendi’nin “Bizim Gönüllü Halk Güçleri milisleriyle işimiz bitmeden önce IŞİD’in yok edilmesi stratejik açıdan büyük bir hata olur. Onlar, Iraklılar için daha büyük bir tehdittir” şeklindeki twitini nakletti. Rubin yazısına şöyle devam etti: “Pekala Barzani’nin siyasi parti yetkilileri, Şiilerle savaşın IŞİD’in yenilmesinden daha önceye alınması gerektiğine mi inanıyor? Peki Obama hükümetinin buna cevabı nedir? Kürtlere 415 milyon dolar daha vermek. Bazen sorun için para dökmek sorunu çözmüyor.”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder